Fotoğraf Sanatçıları 8 – Murat İBRANOĞLU

Merhaba sevgili okuyucular. 
 
Haftasonunun gelmesi ile yeni bir fotoğraf sanatçısı ile karşınızdayız.
Murat İBRANOĞLU
 
 
       1970 Tarihinde Çamlıhemşin’de (Rize) dünyaya gelmiştir.
İlk, orta ve lise öğrenimini Çamlıhemşin‘ de tamamladıktan sonra,
1986 yılında başladığı Atatürk Üniversitesi, Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi, Coğrafya Öğretmenliği bölümünü 1990 yılında bitirdi. 
 
1991 yılında yedek subay öğretmen olarak Batman’da başlayan öğretmenlik hayatı, 1992 yılında da  Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde devam etti.
 
          2001‘ de Kocaeli’ne tayin oldu .
Yirmi yıla yakın okul müdürlüğü görevi yaptıktan sonra halen Körfez Oruç Reis Anadolu Lisesi’ sinde coğrafya öğretmeni olarak görevine devam ediyor.
 
            Sanat ve sporla içi içe geçen bir yaşamı oldu. Tiyatro, fotoğraf, edebiyat en çok ilgilendiği sanat dallarıdır.
 
     Fotoğrafla ilk tanışması, 1986 yılında Üniversitede okurken anılarını kaydetmek amaçlı
almış olduğu “Zenith 12 XP” fotoğraf makinesiyle oldu.
2010 yılından sonra ise Fotoğraf ile daha ciddi ilgilenmeye başladı.
Fotoğraf alanında ulusal ve uluslararası yarışmalarda çok sayıda ödül/derece, yüzlerce sergileme aldı.
Bunların yanı sıra çok sayıda karma sergiye katıldı ve yardım amaçlı kurumlara fotoğrafları ile katkıda bulunmaya çalıştı.
Evli ve bir kız çocuk babasıdır.       
 
 
Fotoğrafa Bakış Açımla İlgili Birkaç Cümle;
ESTETİK , GÜZELLİK VE IŞIK 
 
Fotoğrafta “Estetiği“ seviyorum.
Göze hoş gelmeli, bakana huzur vermeli.
O nedenle çektiğim fotoğraflarda daha çok doğa ve insanın güzel yönlerini göstermeye çaba sarf ediyorum.
Elbette ki toplumsal olaylar, ve belgesel diyebileceğimiz niteliklerde de fotoğraflar çekiyorum, ama onları çekerken de mutlaka “güzel“ yönlerini yansıtmaya çalışıyorum.  Estetik kaygım nedeniyle bazen  an’ları kaçırdığım da olmuyor değil… 
 
Kendimi bir haber fotoğrafçısı ya da muhabir gibi görmediğimden savaşın içinde de olsam orada bir “Gül“ ararken buluyorum…
 
Güzel ışık ve fotoğrafı gördüğüm an adeta kendimden geçerim.
O anlarda hiçbir şey görmem ve duymam, tamamen fotoğrafa  odaklanırım.
Doğal ışık benim için çok önemlidir. O nedenle tan yeri ağarmadan sahada olmayı severim.
Bu durum bazen gece yarılarını da kapsayabilir.
Uygun ışığı yakalamak için defalarca aynı mekanlara gidebilirim.
Çamlıhemşin‘ de doğmuş olmamın  etkisiyledir belki “manzara” fotoğraflarının yeri başkadır bende.
“Ters yanal ışık“ en sevdiğim ışıktır.
Özellikle gün doğumunda  sahada bu ışık benim vazgeçilmezlerimdendir.
 
Uzun pozlamadan keyif alırım.
Uzun pozlamalar normalde olmayan bir şeyler kattığı için  farklı ve güzel görünür. 
Farklı bir çaba ve teknik gerektirir.
Sadece uzun pozlama ile değil normalde de fotoğrafa farklılık katmayı severim. 
Bunun için uzun pozlamalar yanı sıra doğal ya da yapay filtreler ve araçlar kullanırım. (cam+su damlası, duman,  ND, dgrade  filtreler gibi)
Özetle fotoğraf güzelliktir, fotoğraf aşktır, yaşam biçimidir.
Toplumla, insanlarla diyalog, dünyayı görme ve gösterme biçimidir…

 

 
Digital fotoğrafın en önemli özlliklerinden biri de kolay ulaşılabilir olması ve yine digital ortamda kolay  müdahale edilebilmesidir.
Birçok kişi tersini düşünüp savunsa da bence fotoğrafta sanat digital ortamda başlar.
Elbette ki çekim aşamasında yapılanlar da yadsınamaz  ancak gerçek özgürlük ve gerçek yaratıcılık  “aydınlık odada“ olur.
 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
posted by rdk
 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir